Fatih Ekrem Bahadır
01

İSİM

Fatih Ekrem Bahadır

MESLEK

Yabancı Dil Eğitmeni

EPOSTA

mail@fatihbahadir.com

TELEFON

(+90) 532 603 77 22

01

Bilişim ve Teknoloji Turu Notlarım

11 Nisan İnternet Haftası nedeniyle okulumuz Bilişim ve Teknoloji Kulübü olarak İstanbul’da girişim ofislerine ziyaretlerde bulunduk. 2-3 hafta süren randevu trafiğinin ardından aslında YemekSepeti, GittiGidiyor, SuperOnline (1000 Megabit) Fiber İnternet Deneyim Odası, Bahçeşehir Üniversitesi Bilgisayar Oyunları Bölümü, Yandex Türkiye Ofisi ve Webrazzi  gibi teknoloji şirketlerinden de randevu almaya çalıştık.

Lakin kimisinin verdiği randevu saati bir diğer randevumuzla çakıştı kimisinin ise randevularının çoktan dolduğu için saydığım ofisleri gezemedik. Fakat kendimizce 1 günde gezilebilecek birkaç ofisi gezdik. Gözlemlerimi hemen size aktarayım.

sahibinden-3

Sahibinden.Com l Sahiplex

İlk randevumuz daha çok internette üzerinden 2.el ürünlerimizi satarken kullandığımız Sahibinden.com Ofisi idi. Ofis Anadolu Yakası’nda Bostancı Oto Sanayi Sitesi’ndeki Asia Ofispark’ta. İç mekan ve sergi alanı kategorisinde Silver A’ Design ödülüne sahip. Webrazzi daha önce ofisin fotoğraflarını yayınlamıştı. Randevu maillerime dönüş yapılmayınca twitter üzerinden baskı kurarak randevu almıştık kendilerinden. Elif Hacıhaliloğlu bizimle iletişime geçip ofislerine ulaşabilmemiz için bütün detayları verdi.

Elif Hanım, daha önce bir çağrı merkezinde çalışmış. Ailede büyük bir şirkette çalışması teşvik edilince Yapı Kredi’ye geçmiş. Lakin istediği mesleğin bankacılık olmadığını düşünerek sahibinden.com’a başvurmuş ve 11 aydır bu şirkette “çalışan mutluluğu” konusundan sorumlu olarak çalışıyor.

Sabah sıkı bir güvenlikten geçerek gülen yüzlerin arasında ofise alındık. Elif Hanım önce ilk defa bir “lise grubunu” misafir ettiklerini özellikle belirtti. Daha çok üniversite 4. sınıfları ofislerinde gördüklerini belirtti. Hatta müdür yardımcısı bayan bizi özellikle görmek için yanımıza gelip öğrencilerimizle biraz sohbet etti.

Ofis gezimiz kurumsal çalışanların ofislerini görmekle başladı. Reklam çalışanlarını gördük. Çağrı merkezinde çalışanları ziyaret ettik. Daha sonra basket sahasında basket attık. Fitness salonuna çıktık. Orijinal adıyla Ginger, bizim dilimizde Cincır diye bilinen tuhaf aleti denedik. Öğrencilerimizden motor tutkunu Mehmet hiç düşmeden sahibinden yetkililerinin yardımıyla turladı. Biz de koşu ve telefonla konuşma çizgisinde  adımlamak kaldı.

Sahibinden.Com’un Hikayesi

Daha sonra Elif Hanım seminer alanı gibi kullanılan iki tarafından perdeli alanda öğrencilerimize şu bilgileri aktardı:

Sahibinden.com Taner Aksoy’un arabasını satmak isterken aklına gelen bir fikirle 2000 yılında kurulduğunu, otel sahibi babasının aslında yurtdışından geldikten sonra oğlunun otellerin başına geçmesini istediğini ama oğlunun bu şirketi kurup sarı sayfalardan bir gecede 2000 ilan girdiklerini anlattı. Elbette başlangıçta kan ve gözyaşı var. İlk 5 yıl şirketin zarar ettiğini, 40m2 bir ofisten plazada bir ofise, daha sonra ise Asia Ofispark’ta yer alan yeni ofislerine taşındıklarını anlattı. Bu ofisin yerini seçerken bütün çalışanlarının oturduğu semtleri Google Haritalar’da iğleneyip herkese yürüme mesafesinde olan bir yer seçtiklerini vurguladı.

320 kişinin çalıştığı ofise internet üzerinden 200 ülkeden erişim sağlanıyor. Günlük 80.000 yeni ilan veriliyor. Çalışanlar günlük 2500 ilana onay veriyor. Siteye giren bir kişi facebook’ta geçirdiği vakitten daha çok vakit geçiriyor. Yani facebook’ta kişiler ortalama 14dk gezinirken sahibinde.com’da 18dk geziniyorlar. Ortalama 18dk. Yılda 3 milyar sayfa tıklanıyor.

Çalışanlarına Neler Katıyor?

Sahibinden.com olarak kişilerin hayal kurmasını sağlıyoruz diyor. Örneğin kişi alacağı arabanın fiyatına bakmak için siteye giriyor ve Renault marka aracın istediği modelini araştırıyor. Daha sonra BMW’nin de hayalindeki modellerinin fiyatlarına bakıyor. Veya ev almak isteyen daire fiyatlarına baktıktan sonra villa fiyatlarına da bakıyor.

Profesyonel hayatta yer alabilmek için mutlaka staj yapmalarını önerdi. Bir günlük stajın bir hafta okul gezisinden daha faydalı olacağını vurguladı. Soru cevap faslına geçildi. Öğrencilerimiz ne kadar maaş aldıklarından nasıl işe girdiklerine, sahte ilanlardan mahkeme kararlarına kadar site ile ilgili birçok soru sordu.

Kurabiye ve sıcak içecek ikramından sonra en sona saklanan otantik, yağmur ormanlarını andıran, kuş, maymun ve su seslerinin olduğu, akıllı tahta ile donatılmış toplantı odasına alındık. Ağzımız bir karış gezdiğimiz ofiste mesai kavramı diye bir şey yok. Sadece günlük yapmanız gerekenler var. Bunları yaparken de arada ofisin etrafında yürüyebilir, fitness salonunda eğitmenler eşliğinde spor aletlerini kullanabilir, plates yapabilir, basket ve masa tenisi oynayabilir ve PS3 turnuvası yapabilirsiniz. Hatta yelken kulüpleri bile var. Diğer ofis çalışanları, yelken tutkunu arkadaşları için bir gemi ve onun yüzmesi için küçük bir havuza bile yer vermişler ofiste.

Çalışan mutluluğunun önemli olduğu ofiste çalışanların yüzleri hep güleç. Kişiler birbirleri ile arkadaş ve dostça iletişimleri var. Herkes birbirine yardımcı oluyor. Annelere okulların açıldığı ilk gün yarım gün izin verildiğini, çocuklarının okula başladığı ilk günde yanlarında olmalarını istediklerini söylüyor. Çalışan mutluluğunun şirket profiline yansıması olduğu için önem arz ettiği vurgulandı. Keyifle gezdik, biraz umut, biraz hüsran duyguları arasında ofisten ayrıldık.

Sosyotik.com Ekibi

Sosyotik.Com l Hasan Başusta

Gezimizin 2. durağı Webrazzi’de yazılarını okuduğumuz, blog hayata dair kısa notlarına şahit olduğumuz, kendisini daha çok mikroblog siteleri konusunda fikirleri ile tanıdğımız Sosyotik.com’un sahibi Hasan Başusta ve ekibi idi. Bütün ekip mavi gömlek ve gri pantolon giymişlerdi, liseli gençlerimizi iş hayatının da okuldan daha farklı olmadığını anlatmaya çalışıyorlardı. Sapphire AVM’deki Caffe Nero’da sosyotik.com’un 3 çalışanı ile sohbet ettik. Hasan Bey harika, büyük girişim ofislerini görmenin insanda orada çalışabilme umudu ve gerçekler arasındaki umutsuzluğu tarifi harika idi. Az ama gayretli çalışanları ile yaptıklarını dinledik.

Hasan Bey, özellikle gezimizin planlama aşamasında bizlere nereleri, nasıl ve ne şekilde gezeceğimiz konusunda bize çok yardımcı oldu. Kimlerden randevu alabileceğimizi, İstanbul’da bir günde kaç ofis gezebileceğimizi, girişim ofislerinde en uç ve en dip konusunda harika yorumları bizi mest etti. Eminim yakın gelecekte Sosyotik.com’un adını daha çok duyacaksınız. Kahve ve çay ikramının ardından bir sonraki durağımıza yetişmek üzere yola çıktık.

Google Türkiye-1

Google Türkiye Ofisi

3. durağımız Tekfen Tower’da yer alan Google Türkiye Ofisi oldu. Öğrencilerimizin isim listesini isteyen tek şirket Google idi. Kule’ye girdikten sonra lobide biraz bekledik. Öğle sıcağında, İstanbul trafiğinde yorulmuş ve acıkmış ekibimiz için sıkıcı idi lakin ikramları görünce her şeyi unuttuk.

Google Türkiye’den randevuyu okulumuz eski mezunlarından ve şu anda F@Tih Projesi mühendislerinden Ertuğrul Saruhan sayesinde aldık. Erkan Kaptan bizimle ilgilendi. Sınırsız ve çeşitli pizza ve içecek ikramı sürerken öğrencilerimiz Google, GMail, Android, doodle gibi konularda sorularını sordular.

Erkan Bey, doodle konusunda neden önemli kişilerin ölüm yıllarında anılmadıklarına yanıt verdi: Google olarak mutluluğu öne çıkardıklarını ve sadece doğum ve ünlü kişilerin doğum yıllarına ilişkin ve o ülkenin dokusuna uyacak doodle hazırladıklarını belirtti.

Lavabolarına kadar kartla çalışan ofisin tasarımı harika. Ofis içinde bisiklete binebiliyor, salıncakta sallanabiliyor ve masaj odasında Tai’li masörlere masaj yaptırabiliyorsunuz. Mesai kavramı yerine proje tabanlı bir çalışma usulü var. Haftalık işlerinizin bir bölümünü ofisteki hobi gruplarında değerlendirebiliyorsunuz. Örneğin GMail bu şekilde doğmuş. GMail’in sürekli beta halinde olduğunu, yani sürekli gelişmekte olduğunu, zaten gelişme, yenilik (innovasyon) biterse şirketin sonunun geleceğini düşünüyorlar.

Ofiste Yok Yok!

Ofis sanki bir nevi yaşam alanı. PS3 oynayabilirsiniz. Hatta İstanbul’u tepeden seyredebilirsiniz ofisin penceresinden. Google çalışanlarının kullandığı bilgisayarlar arasında garip ama MacBook Air ve MacBook Pro da var. Hatta bu konuda kendilerine de bir Apple kullanıcısı olarak takılmadan edemedim. Kullandıkları telefonlar genelde Android işletimli modeller.

Gülümseyen çalışanların eşliğinde nefis ikramların sunulduğu harika bir ofisten daha ayrılırken öğrencilerimize içinde Google yazılı t-shirt, kalem ve bir de logonun renklerini taşıyan not defteri olan birer Google çantası hediye edildi. Bir sonraki durağımıza gitmek üzere servisimizi beklerken kenara yanaşan İETT şoförü “Gençler, Google’luyor muyuz?” diyerek bizleri gülümsetti.

Apple Store Türkiye-2

Apple Store l Zorlu Center

Son durağımız bir Apple tutkunu olarak elbette Zorlu Center AVM’de yer alan Apple Store idi. Google’dan aldığımız hediyelerimizi bagaja koyup Zorlu Center’a doğru ilerledik. Uzun bir yürüyüşten sonra Apple Store’u nihayet bulduk. Apple Store’dan okul gezisi için randevular başlamadığı için randevu alamamıştık. Kapıda kısa bir süre bekletildikten sonra Almanya Apple CentrO Oberhausen kurucularından Hakan Ceylan ve Seda Hanım bizlere yardımcı oldu.

Kısa bir tanıtım yapıldı alkışlar arasında. Apple ve Apple Store ile ilgili. Sonrasında öğrencilerimize 27” ve 21,5” iMac üzerinde iPhoto ile neler yapılabileceği gösterildi. Öğrencilerimiz bütün Mac, MacBook ve iPad ürünlerini diledikleri gibi kurcaladı. Kimileri kendi fotoğraflarını çekip mail adreslerine gönderdi kimileri iPad ve MacBook’ları inceledi. Sorularını Hakan Bey ve Seda hanıma iletti.

Sonra cam merdivenlerden inerek alt kata, aksesuarların olduğu bölüme geçtik. Burada aksesuarlar ve Türkiye’ye özgü nazar boncuklu, Kütahya ve İznik çinilerinden esinlenilen lale motifli iPhone kılıfları hakkında bilgi aldık.

Apple Store’da Neler Aldık?

Arkadaşlarım iPhone 5s için deri kılıf ve şarj aleti sipariş etmişlerdi. Siparişleri aldım. Apple Store’da alışveriş deneyimini de yaşadık. Yazarkasa, pos makinesi ve barkot okuma makinesinden oluşan 3 cihazın birleşimi olan bir iPod üzerinden banka kartımla alışverişimi tamamladım. Kısa ve keyifli idi. Dışarıdan getirttiğimiz iPhone’larda gördüğümüz şu meşhur alışveriş torbalarından aldık. Hatta Türk usulü birkaç tane fazla verdi Seda Hanım.

13” MacBook Air büyük geldiği için satmıştım. 11” Air de gözlerimi yormuştu. 27” iMac ve 13” retina ekran MacBook Pro’ları görünce 13” de neymiş dedim. Hakan Bey’le blog ve çeviri için 13” Air mi yoksa 13” MacBook Pro Retina mı tercih edilmesi konusunda fikir alışverişinde bulunduk. Tasarım ve program işinde kullanmadığım için Air’in bana uygun olduğuna karar verdik. 12” MacBook Air Retina için ağızlarını aradım lakin bir cümle bile alamadık.

Ürün, aksesuar incelemesi, alışveriş ve fikir danışmanın ardından vedalaşmak üzere alt katta tekrar toplandık. Ellerinde açılış nedeniyle t-shirt kalmadığı için Apple logolu t-shirt’lerden bir dahaki sefere almak üzere vedalaştık. Güzeldi, keyifliydi ve dolu dolu bir Apple Store gezisi oldu. Okul gezisi yapmak isteyenler için 22 Nisan 2014’ten itibaren Zorlu Center Apple Store size randevu veriyor. Bilginiz olsun. Randevu için Apple Store Okul Gezisi linkini kullanabilirsiniz.

Beşiktaş Sahili

Antalya ve İzmirli’lerin hayatlarında hiç kar görmeyenleri olduğu gibi hayatında hiç deniz ve İstanbul’u görmeyen öğrencilerimiz de vardı aramızda. Beşiktaş’a indik. Rengârenk merdivenlerden fotoğraf çekildik. Kabataş İskelesi’ne gidip hırçın dalgaların arasında fotoğraflar çekildik, deniz havası kokladık. Ve yavaş yavaş memlekete dönmek üzere yola çıktık.

İstanbul’da iken HepsiBurada.com ve KitapYurdu.com’da uygun olduklarını bildirdiler lakin bizim vaktimiz yoktu. İstanbul’da bir günde 3 yer rahat gezilebiliyor. Lakin 6-7 ofis gezmek cidden zor. Teknoloji gezisi yapacaklar 2-3 ay öncesinden randevularını alsınlar.

Amacım öğrencilerimizin ileride bu ofislerde illaki çalışması değil elbet. En uçtaki teknoloji devlerini ve orada çalışan kişileri yakın tanımaları ve bir nebze olsun onların söylediklerinden bir şeyler kapmaları idi. Umarım bu gezi onların hayatlarında bir dönüm noktası olur. Uç gibi gözüken işlerin erişebilir olduğunu onlar da yaşayarak öğrenirler.

Kameramıza Yansıyanlar