Kara Lastiğin Altında Kaldık!

Fatih Ekrem Bahadır
10 dk
Yorum Yok
188

 Karaman’ın Ermenek ilçesindeki Pamuklu Köyü yakınlarında bulunan kömür ocağını su bastı. Madende mahsur kalan işçilerden 20’si kurtarılırken 18 işçi ise mahsur kaldı.

Yer altında kalan oğlu için “Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı!” diyerek Türkiye’yi gözyaşlarına boğan Tezcan Gökçe’nin annesi Ayşe Gökçe’yi oğullarının cenaze töreninde teselli etmeye çalışan baba Recep Gökçe’nin iki ayakkabısının da yırtık olması yürekleri burktu.

Karaman Ermenek Recep Amca

Cenaze namazını Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez kıldırdı. İşadamlarına işçinin hakkını daha alnının teri kurumadan verilmesi gerekir diye seslendi. Lakin Recep Amca’nın yırtık kara lastikleri tüm Türkiye’nin vicdanına güm diye oturdu. İçimiz burkuldu, yutkunamadık. Biz kendimizden utanmadık ama Recep Amca kendinden utandı. Kimseden yardım istemediğini, eğer oğlunun borcu varsa çalışıp, tarlasını satıp ödeyeceğini söyledi. Valilik kendince olaya el koydu. Recep Amca’ya yeni bir lastik ayakkabı alındı. Günü kurtardılar ama gün sonunda fakir yine fakir, zengin yine zengindi.

Soma Faciası

Manisa Soma’da daha önce meydana gelen maden faciasında söylenen rakamlara göre 301 can gitmişti geride sayısız yetim, öksüz ve gözü yaşlı eş, anne-baba bırakarak. Betonlaştırma hırsımız bitmedi. Rezidans inşaatlarında her gün bir işçi ölmeye, ambulansın giremediği yerlerden kepçelerle taşınmaya devam ediyor. Lakin bu ölümlere bir dur diyen olmuyor.

Başından Vurulan Askerler

Doğu’da askerlerimiz kalleşçe, başlarından vurularak öldürüldü. Hatta bir askerimiz hamile, aşeren eşinin yanında, onun istediklerini almaya çalışırken vuruldu. Hamile eş üzüntüden bebeğini de kaybetti kocasından sonra. Günler sonra oturdukları ev gecekondu olduğu ortaya çıktı. Yurtdışında yaşayan bir sıva ustası geldi, şehidimizin ailesine ev bağışladı. Satış masrafı çıkmasın diye doğrudan satış yaptı. Genelkurmay gönlü zengin gurbetçimizin başını okşadı. Ama “Çözüm sürecine devam!” denildi.

6 bin Zeytin Ağacı Kesildi

Yine Manisa Soma’nın Yırca Köyü’nde 85 yıllık 6-7 bin zeytin ağacı termik santral uğruna köylüler hakkını mahkemede aramasına rağmen bir gecede kesildi. Akşamına Danıştay’dan şaka gibi “Yürütmeyi durdurma!” kararı geldi. O zeytin, köylülerin geçim kaynağıydı. CNN Türk’te canlı yayına bağlanan köy muhtarı Mustafa Akın, “Sabah zeytin, zeytinyağı yiyeceksiniz değil mi? Nasıl yiyeceksiniz onu, boğazınızdan nasıl geçecek?” derken gözyaşlarını tutamadı. Akın, santral sadece 1 kilometre kuzeye kaydırılsaydı, bir tane zeytin ağacının bile kesilmeyeceğini söyledi. Lakin duyan eden olmadı, Yırcalılar açgözlü işadamlarına yem edildi.

Evet, kısa kısa okuduğumuz bu haberler Patagonya’dan veya Afrika ülkelerinden değil, kendi ülkemizden, Türkiye’mizden. Ülkenin “halk” diye tabir edilen kesiminde bunlar olurken, “yönetici” diye tabir edilen, dünün halkı, muhafazakar ve mağdur olan kesimde neler oluyordu biliyor musunuz? Buyurun okuyalım:

17 Aralık Soruşturması

Halk Bankası Genel Müdürü S.A.’nın evinde ayakkabı kutularına ve kütüphane bölmelerine saklanmış 4,5 milyon dolar bulundu. İçişleri Bakanı Güler’in oğlu B. Güler’in evinden ise 7 adet şifreli kasa, yüklü miktarda para ve yatak odasından para sayma makinesi çıktı. İranlı işadamı Rıza Sarraf ile bakan ve bakan çocukları arasında ilişkiler ortaya çıktı. Kaçak saatler günlerce konu edildi. Başbakan ve oğlu ile bakan ve oğulları arasında o gece geçen telefon kayıtları ortaya saçıldı.

Eski başbakanımız, yeni cumhurbaşkanımıza diğer 11 cumhurbaşkanına yeten Çankaya Köşkü yetmedi. 1.3 milyar TL’ye (yani eski parayla 1 katrilyon 300 trilyon) 1000 odalı Cumhurbaşkanlığı Sarayı yaptırdı Atatürk Orman Çiftliği arazisine. Hem de kaçak olarak. Önce Ak Saray dediler Amerikalılar’ın White House’dan etkilenerek. Bilmiyorlardı ki Amerikan başkanları Beyaz Ev’de kıt kanat geçiniyorlardı. Sonra Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na çevirdiler. Yabancı basın yukarıdan aşağıya dalga geçti. Gecekonduda oturan fakir halkımızı, oy topladıkları kesimi “Milletimizin itibarını temsil ediyor!” diye kandırdılar.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı

Yetmedi 300 milyon dolarlık yeni uçak alındı cumhurun başına, uzun seyahatlerinde rahat etsin diye. O da yetmedi 2014 model Mercedes makam aracı aynısının 2015 modeli ile değiştirildi. Zırhlı, 6000 motor gücünde 12 silindirli Mercedes makam aracının henüz maliyeti açıklanmadı. Bunun yanında tam donanımlı ambulans da alındı.

3 liraya mal olan kimliklerimizin vatandaşa maliyeti 18 lira olacağı açıklandı. 18 lirayı Türkiye nüfusu ile çarpınca Ak Saray’ın maliyeti çıkıyordu. Ne de olsa “Milletin Adamı’nın” maliyeti de millete idi. Yetmedi, Maliye Bakanı’nın da bakanlığın bahçesine kendine yavru bir saray yaptırdığı ortaya çıktı. Bakanlıkların kirada olduğunu duyunca da kalbimiz dayanmadı kesemizin dayandığı kadar.

Coğrafya derslerinde “kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biridiye gördüğümüz ülkemiz dışarından hayvan ve ot ithalatını bile yaptı. Tarım bitti.   İşsizler köylerden kentlere aktı. Şehirlerde işsiz yığınlar yığıldı kaldı.

Ormanları yok edip her tarafı betonlaştırdık. Milleti TOKİ ile taksitlere bağladık. Kredi çekmek kolaylaştırıldı. Borç alıp vermek kavramı kalktı. Ceplerde para kalmadı. Para bankada aybaşında o hesaptan şu hesaba geziyor sadece.

Kertenkele

Mahalle ve komşuluk bitti. Dizilerle halkı uyuttuk. Lüks araçlar, villalar ve lüks yaşamlarla bezenmiş diziler izliyor her akşam televizyonlarımızdan. Ülkemizin Doğu’sunda neler oluyor bilmiyoruz. “Komşularla sıfır sorun!” politikası güderken, Orta Doğu fatihi olalım darken dört bir yanımız ateş çemberine döndü.

Esat gidecek diye adını Esed yaptık ama adam aslan çıktı, hala koltuğunda. Olan bize oldu. Şehirlerimizi Suriyeli mültecilerle doldu. Kendi halkımıza sahip çıkmadı devlet mültecilere sahip çıktığı kadar. Yer verdik, aş verdik, para verdik. Üniversite sınavına sokmadık, iş verdik. O da yetmedi, kimlik verdik.

Türk Eğitim Sistemi

Eğitimin içini boşalttık. Öğretmenleri değersizleştirdik. Bedava kitap, tablet diyerek cebinde beş kuruş olmayan vatandaşa teknoloji vaad ettik. Sonra sakız gibi telefon alıyorsunuz diye kızdık. Velhasıl eğitimi bitirdik ama kitaplar bedavaydı. Her ile bir üniversite yaptık. Üniversite mezunu işsizler ordusu çıktı ortaya. Çıraklık son buldu. Sanayide çırak bulunamıyor. 12 yıl okuduktan sonra zaten çocuklar da çırak olmuyor. Velhasıl, biz ne yaptık derseniz, vallahi ben de bilmiyorum. Oturun bir düşünelim derim.

Her şey bonibon.ca olsun!

Kaynaklar:

  1. Hürriyet l Türkiye’yi Derinden Sarsan Fotoğraflar
  2. OneDio l Yakın Geçmişine Ait Boğazınızı Düğümleyecek 20 Fotoğraf