Fatih Ekrem Bahadır
01

İSİM

Fatih Ekrem Bahadır

MESLEK

Yabancı Dil Eğitmeni

EPOSTA

mail@fatihbahadir.com

TELEFON

(+90) 532 603 77 22

01

Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya

Merhaba Mehmet Bey,

Sizi, takipçileriniz, “Altı Üstü Tasarım blogunuzdan ve blogunuzdaki 100 yazıdan oluşan “Teknoloji Kimin Umurunda! kitabınızdan tanıyorlar. Blog yazılarınızı takip ediyor, tekrar blog yazmaya başlamanıza seviniyoruz. Kitabınızı okuduk ve tasarım hizmeti alan, hâlihazırda bir blogu olan biz internet kullanıcılarına “Mehmet Doğan’ı” yakından tanıtmak adına sizinle bir röportaj yapmaya karar verdik. Bu iş yoğunluğu arasında teklifimizi geri çevirmediğiniz için teşekkür ederiz. Buyurun hemen başlayalım efendim.

  • Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Sanırım beni en iyi açıklayan kelimeleri twitter hesabımda kullandım. Ben, dijital devire göçmen olarak girmiş, iki dijital devir yerlisi kızın babası ve dijital iş dünyasından para kazanan bir pazarlamacıyım.

  • İktisat eğitimi aldığınız halde neden İnternet ve Tasarım işiyle uğraşıyorsunuz?

Birçok nedeni var aslında: Şans, doğru zamanda doğru yerde olmak, ilgi... Bu nedenlerden bir tanesini de, yıllar önce yazdığım bir yazıda dile getirdim. Bazı ekonomistler (büyük bir çoğunluk), ekonomi bilimi içinde yer alan “rational self-interested behaviour” modeline inanırlar. En azından ben ekonomi okurken durum böyleydi. Bu model kısaca insan isteklerini tanımlayan bir modeldir. Yani, bir kişi, ekonomik kararlar verirken, kendi çıkarlarını/kazançlarını maksimize edecek rasyonel davranışlarda bulunur. Fakat bu model içinde ekonomistlerin saymadığı etken ise bu model dışında kalan insan davranışlardır.

Birçok kişi, her gün, rasyonel olmayan davranışlar içinde karar veriyor. Fedakârlık, duygusal kararlar, önem verilen başka değerler nedeniyle kar minimizasyonu, vb. Bu saydıklarımın hiçbiri yepyeni insan davranışları olmamasına rağmen, yüzyıllardır ekonomi biliminde ihmal edilen davranışlar. Zaten bu nedenle, Dr. Kahneman, ekonomi bilimini psikoloji ile birleştirip, Nobel ödülünü alınca birçok kişi bununla ilgili karşıt yazılar, makaleler yazdı. Ekonomi, insanın, insancıl davranışlarını, dünyanın en eski bilimlerinden biri olan ekonomiye maalesef daha yeni dahil ediyor.

Halbuki, web tasarımı böyle değil. Web Tasarım sektörü yepyeni bir meslek dalı ve bu yepyeni endüstri, insan davranışları üzerine inşa ediliyor. Biz insan davranışları ile başlıyoruz her yaptığımız tasarıma. Renk seçerken kimin nasıl etkileneceğini biliyoruz, menü oluştururken, mental-modelleri düşünüyoruz, insan-bilgisayar biliminde yapılan araştırmaları takip ediyoruz. Duygu yaratıyoruz (Nike, Pepsi, Red Cross web siteleri gibi), pratik siteler yaratıyoruz (Google, Yahoo, Flickr), marka yaratıyoruz (Ebay, Amazon). İnsan duygularını düşünüyoruz, mantığa sığmayacak, çıkarların tek unsur sayılmayacağı insan davranışlarını analiz ediyoruz. Yani bir insan için tasarım yapıyoruz.

İşte ben, her şeyin rasyonel olduğu bilimi takip etmektense, çoğu zaman irrasyonel, duyguların ve belirsizliğin yüksek, kuralsızlığın ön planda olduğu (en azından şimdilik) bir bilimde yol almayı tercih ettim.

Altı Üstü Tasarım

  • “Altı Üstü Tasarım” blogunuzun hikâyesi nedir?

Esasında özel ya da ilginç bir hikâyesi yok. 2004 yılında bloğu olmayan adamı, Internet’e almıyorlardı :) O şekilde başladı benim blog maceram.

  • Blogunuz, diğer bloglara nazaran çok sadece bir tasarıma sahip. Bunun özel bir nedeni var mı?

Her bir dönemin kendine has bir tasarımı modası var. Mesela, 2000li yılların başında, benim kullandığım türden bir blog temasını kullansanız, “Bu ne be? Ne bir blogroll var, ne bir tasarım var!” derlerdi. Şimdi ise, herkeste bir sadeleşme çabası görüyorum. Bu, artık o medyanın olgunlaştığının da kanıtı. Yani, çok fazla söze gerek kalmadan kendini anlatabilen bir ürün/site, bence olgunlaşmış bir sektörün ürünüdür. Bloglar da öyle. Artık, kimseye “Blog nedir?” diye anlatamaya gerek kalmadı.

Yorulduğum için... Kızlarımla çok fazla zaman harcayamadığım için... Söyleyecek bir şeylerim olmadığı için o dönemde. Yazmayı bırakmadım ama blog yazmayı bıraktım. Hatta, tüm kişisel dijital aktiviteyi bıraktım birkaç yıl boyunca. Bunu anlattım bıraktığım yıllar içinde:

http://www.altiustutasarim.com/arsiv/2008/05/blog_konferansi_neden_biraktim.php

  • Sizi tekrar blog yazmaya ikna eden şey neydi?

Söyleyecek yeni bir şeylerim olması. Not defterimin sonuna kadar dolması ve bunları paylaşma istediği. Kızlarımın büyümesi... Onlarla geçirdiğim zamanı çok işgal etmemesi yazdığım yazıların. Bunu da anlatan bir yazı yazdım yıllar önce:

http://www.altiustutasarim.com/arsiv/2010/03/bunu_yazan_tosun_2.php

  • Blog yazılarınızı ne sıklıkla yazıyorsunuz?

Hafta da en az bir kere yazmaya çalışıyorum. Bütün hafta boyunca ne yazmak istediğim şekilleniyor kafamda. Bunları, Cumartesi gecesi kaleme alıp, Pazar sabahı bloguma aktarıyorum.

  • Blog yazılarınızda bir derinlik var. Bu derinliği neye borçlusunuz? Yazarken nelere dikkat ediyorsunuz?

Blog yazılarında dikkat ettiğim en önemli kısım, su sorunun cevabı: “Eğer bunu başkası yazsaydı, okur muydum?” eğer cevabim “Hayır” ise, o yazdığımı paylaşmıyorum blogumda.

  • Yılda kaç kitap okuyorsunuz ve kitap satın alma kriterleriniz nelerdir?

Yılda kaç kitap okuduğumu bilmiyorum ama her gün 2,5 saat kitap okuyorum. Bu lüksü bana veren tek şey ise “trafik” :) Ben, Dubai’de yaşıyorum ve Abu Dhabi’de çalışıyorum. Her gün gidiş-geliş 3 saat arabada geçiriyorum. Bu nedenle, yıllar önce Audible sitesinden üyelik satın aldım ve her ay birkaç kitabi iPod’uma yüklüyorum ve böylece, arabada, trafikte geçen zamanı iyi kullanabiliyorum.

tku-1

  • Biraz “Teknoloji Kimin Umurunda!” kitabınızdan bahseder misiniz? Kitabınızın bir oluşum hikâyesi var mı?

Kitap da blogum gibi organik bir şekilde oluştu. Yazılar çoğalmaya, okuyanlar artmaya başlayınca, bu yazıları bir araya getirip, bir kitap oluşturma fikri canlandı aklımda. Alfa Yayıncılık’tan Mehmet Çömlekçi’nin de tavsiyeleri ve yardımıyla birlikte, kitap fikri gerçekleşmiş oldu.

  • Kitabın geliri Kızılay’a mı bağışlandı?

Evet. Kitabın bütün gelirleri Kızılay’a bağışlandı ve halen de devam ediyor bu.

  • Kitabınızın halen üniversitelerde ders kitabı olarak okutulduğu doğru mudur? Bu konuda bilgi verir misiniz?

Açık söylemek gerekirse, bu konuda çok bilgim yok. Birkaç üniversitede kitabım önerilen kurs kitabıydı 2006 ile 2008 yılları arasında. Bu üniversiteler arasında Hacettepe, Yıldız Teknik ve ODTÜ var.

  • Kitabınızı tasarım hizmeti alan,  tasarlayan ve tasarım yapmayı düşünenlere şiddetle öneriyoruz. Sahi teknoloji kimin umurunda?

Evet, halen aynı fikirdeyim: Teknoloji kimin umurunda! Soru işareti değil, ünlem! Yani, teknolojiyi kullananlar (büyük bir çoğunluk) için (bu bir web site olabilir, bir telefon olabilir ya da televizyon) işin kaput altında kalan kısmı çok önemli değil. Önemli olan o kişinin, teknoloji ile yaşadığı deneyim. Bu deneyimin olumlu bir deneyim olması. Yani, teknoloji kimsenin umurunda değil.

  • Sizce “Gelecek, geldi mi?” İnternet’in geleceği hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Gelecek geldi mi bilmiyorum ama hayatımızın internet ile daha da kolaylaştığı, ülkelerin birbirine yaklaştığı şüphesiz. Bundan 10 yıl önce, cebimizdeki bir cihazın, masa üzerindeki cihazdan daha fazla kullanılacağı ve dünyadaki her bilginin avucumuzun içinde olacağını birçok kişi hayal bile edemezdi. Kitabımın giriş kısmındaki senaryo bugün bir gerçek! Yani bu anlamda, gelecek geldi ama en önemlisi, parça parça geliyor ve gelmeye devam edecek bizim hayal edebileceğimiz hızda.

Mehmet Bey ve Çocukları

  • Kızlarınızın şimdiden tablet bilgisayarlar için uygulama (app) hazırladığı doğru mudur?

Kızlarım, iPad hayranı. Özellikle iPad’de oynadıkları oyunlar. Ben, bir akşam onlara yıllar önce benim sokakta çamur içinde çivi ile oyun oynadığımı anlatınca, beraber bir oyun hazırlama ve bu oyunun adını da Chivi olarak verme kararı ortaya çıktı. Oyunu onlar hazırlamadı ama karakteri, oyunun hikâyesini, nasıl oynanacağını onlar tasarladı ve ben de Alpha Apps’de tanıdığım yetenekli kişilerle birlikte oyunu kodladık.

  • Genç tasarımcılara ve blog yazarlarına tavsiyeleriniz nelerdir?

Tek tavsiyem, kendilerinin seveceği işleri yapsınlar. Eleştiriye çok kulak asmadan, popülerlik zihniyeti taşımadan.

  • Silikon Vadisi’nde çalışmak ister misiniz?

Eğer seveceğim bir proje/şirket olursa, neden olmasın. Gerçeği söylemek gerekirse, ben Silikon Vadisi’nde zaten çalıştım... Hem de en popüler olduğu dönemde. Şirketin ismini, benim gibi bu işlere yıllar önce başlamış olanlar bilir: Pets.com. Evet, dot-com çöküşünün poster çocuğu bünyesinde tam tamına 3 hafta çalıştım San Francisco’da. Ben ise başladıktan 3 hafta sonra da benimle birlikte yüzlerce kişinin işine son verildi. Eskiden CV’ye koyuyordum bu şirketi. Sonra fark ettim ki ne zaman bir iş görüşmesine gitsem, ana konu “Aaa, Pets.com... Nasıldı?” oluyordu. Şimdi artık yer almıyor CV’de :)

  • Tekrar blog yazmaya başlayarak takipçilerinizi sevindirdiniz. Türkiye’ye dönüp büyük projeler içinde yer almayı veya büyük bir proje yapmayı düşünüyor musunuz?

Beni yakından tanıyanlar bilir... Şimdiye kadar hiçbir kariyer hırsım olmadı. İş yeri politikasını da pek beceremem. Sevdiğim işleri yaptım... Sevdiğim kişilerle çalışmaya özen gösterdim. Sanırım bu, bu şekilde devam edecek. Türkiye konusuna gelince, sanırım biraz zor. 10 sene önce olabilirdi ama şimdi, Türkiye planı yok benim hayat takviminde :)

Teşekkürler Mehmet Bey. Umarız yoğun soru bombardımanı altında canınızı sıkmadık. Ben ve benim gibi birçok kişi siz Mehmet Doğan hakkında merak ettiği noktalara açıklık getirdiniz. Umarım röportajımız dijital pazarlama üzerine çalışan, çalışmayı düşünen genç beyinlere bir ışık olur.

Verdiğiniz bilgiler ve sonu gelmez sorularımıza cevap verme sabrını gösterdiğiniz için tekrar teşekkür eder, iyi çalışmalar dileriz efendim. Blog yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz çünkü yazılarınızın bizlere derinlik ve ufuk kazandırdığını düşünüyoruz. Bu vesile ile Altı Üstü Tasarım blogunuzu ve alanında Türkiye’de ilk olan Teknoloji Kimin Umurunda! kitabınızı tasarımcılara, tasarım hizmeti alanlara ve bu konuyla ilgili olanlara tavsiye ederiz. Sağlıcakla kalın.      

“İnsanlar gittikçe nişleşen internet dünyasında akademik olanında peşindelerse, ya da ciddi bir araştırma için bilgi topluyorlarsa Wikipedia’ya bakacaklardır. Ancak biraz eğlencenin, ünlülerin ya da şarkıcıların peşindelerse Facebook’a ya da MySpace’e gireceklerdir. Bir konu hakkındaki en popüler başlıklara bakmak için StumbleUpon, Delicious, Digg ve benzeri sosyal ayraç (social bookmarking) sitelerine yöneleceklerdir.” diyor sosyal medya ve pazarlama iletişimi gibi uzmanlıkları hanesinde barındıran Salih Seçkin Sevinç, Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya isimli kitabında.

Kitap Hakkında Kısa Bilgi

Kitap, Türkiye’de alanında ilk sayılabilecek bir çalışma. Sosyal medya ve pazarla iletişi gibi konularda kafa yoran Salih Seçkin Sevinç’in sosyal medya ve pazarlama iletişimcilerine verdiği derslerin toplamından oluşan bir rehber niteliğinde. Optimist Yayım Dağıtım tarafından 2012 yılında basımı yapılan kitabın yazarı, Salih Seçkin Sevinç işletme mezunu bir girişimci. DHL Express ve İstanbul Sanat Evi’nde çalışmış. 2009 krizi döneminde Gaziantep’e yaptığı bir iş gezisi vesilesiyle ortaya çıkan kişisel projesi HarbiYiyorum.com, onun pazarlama iletişimi üzerine bildiği her şeyi yerle bir edip, en baştan şekillendirmiş.

Bir yıl gibi kısa bir süre içinde geleneksel medyanın da ilgisini çekerek Hürriyet ve Milliyet gazetelerinde siteye yer verilmiş. Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya kitabını da ummadığı bir zamanda başlayan ve kendisini sosyal medya çalışmalarını derinleştirerek kurumlara danışmanlık ve eğitimler vermeye kadar götüren bilgilerini paylaşmak için yazmış.

Kimlere Tavsiye Ederiz?

Ürünleriniz ya da markalarınız için en doğru sosyal medya stratejisini geliştirmek için ihtiyacınız olan tüyoları, hangi sosyal medya aracında nasıl adımlar atmanız gerektiğini, iyi belirlenmiş ve doğru uygulanmış strateji örneklerini, mobil uygulamaların bugün geldiği son noktayı ve son yılların en çok kafa karıştıran sorusunun yanıtını bulacaksınız: Kimdir bu sosyal medya uzmanı?

Kitabı sosyal medyacılara, pazarlamacılara ve geleceğin sosyal medyacısı olmak isteyenlere tavsiye ederim. Bir şirket sahibi iseniz ve siz de geç olmadan sosyal medyada yer alıp ürünlerinizi satmak istiyorsanız hiç durmayın, bu kitabı okuyun derim. Alın ilk elden sosyal medyada iletişimin ipuçları.

Farkındalı Olmaya Hazır Mısınız?

Kitap, 3 bölüm ve 35 alt başlıktan oluşuyor. Bu bölümler şu şekilde: Değişim Başladı, İçerik, Samimiyet ve İlk Adım, Yol Haritası.

Kitapta en çok dikkatimi çeken konu yazarın konusunda hâkim, verdiği örneklerin iş hayatından ve anlatım dilinin cana yakın olması. Yazar, kendi deneyimlerden yola çıkarak böyle bir kitabı kaleme alıyor. Yazarın iş hayatındaki tecrübeleri ile şekillenen güzel başlıkları içeriyor olması kitabı okunmaya değer yapıyor.

Yazar ilk bölüm olan Değişim Başladı’da sosyal medyanın firmalar için gerekliliğini ve hala sosyal medyaya adım atmaya korkan firmaların korkularının yersiz olduğunu ve korksalar bile korkunun ecele faydası olamadığını, zaten hâlihazırda insanların kendi ürünleriyle ilgili fikirlerini bir yerlerde paylaştıklarını anlatıyor.

İkinci bölüm, İçerik, Samimiyet ve İlk Adım’da ise adım adım bütün sosyal medya araçlarını anlatıyor. Bunların nasıl, nerede ve ne şekilde kullanılabileceklerine dair bütün detayları tek tek anlatıyor. Pazarlamacı ve sosyal medya uzmanı olmadığım halde inanın bu adımları okurken ben bile heyecanlandım.

[pullquote]Günümüzde bireyler artık bir ürün ya da hizmet satın almadan önce gerçek kullanıcı deneyimlerini içeren bloglardan, Facebook’tan, wikilerden, sözlüklerden bilgi alıp bu bilgileri değerlendiriyorlar.[/pullquote]

Facebook’ta ilan vermeyi, twitter’da arama yapmayı, YouTube’da şirketinizle ilgili bir video paylaşmayı, Instegram’a resim yüklemeyi, sosyal medyanın ağır abisi Linkedin’de CV hazırlamayı, Foursquare’de paylaşım yapılabilecek noktaları, güncel ansiklopedi Wikipedia’yı ve eskimez sosyal medyamız Ekşi Sözlük’te yazmayı biz okurlara “Nasıl yapılır?” tekniği ile ilk elden kendi tecrübelerine dayanarak anlatıyor.

Son bölüm “Yol Haritası” kısmında ise sosyal medyada kullanılan mobil uygulamalardan ve pazarlama iletişiminden bahsederek okurlara bir yol haritası çiziyor. Bu haritalardan hangisi size uyarsa bir an önce Salih Seçkin Sevinç Bey’in tavsiyelerine uyarak hemen yola koyulmanız gerek, daha fazla geç kalmadan.

Farkındalıyım!

Sosyal medyacı kimdir? Firmalar sosyal medyada nasıl var olurlar? Sosyal medyada siz olsanız da olmasanız da hâlihazırda sizin hakkınızda konuşanları yönetmek ve kişilerin fikirlerini olumlu yönde etkilemek ister misiniz? Çalışanlarınıza facebook ve twitter’ı yasaklayanlardan mısınız? Şirketiniz hala sosyal medyada yer almadı mı? O vakit buyurun size kapı gibi sosyal medya yönetim rehberi!

Farkındalıyım!

Kaynaklar:

  1. İsmail Hakkı Polat l İş Dünyası, Dur ve Dinle!
  2. Optimist Kitap l Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya
  3. Radikal Kitap l Bahar Kümbetli l Sosyal Medyayım, Varım
  4. Salih Seçkin Sevinç Anlatıyor l Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya
  5. Slide Share l Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya
  6. Sosyal Medya Nedir? l Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya
  7. Tuğçe Çamsarı l Beklenen Kitap Çıktı
  1. 5 Şubat 2013 - Cevapla

    […] fatihbahadir.com paylaşBunu beğen:BeğenBunu beğenen ilk kişi […]

  2. 6 Şubat 2013 - Cevapla

    […] dileriz efendim. Bu vesile ile Harbi Yiyorum yemek blogunuzu ve alanında Türkiye’de ender olan Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya kitabınızı sosyal medya uzmanı olmak isteyenlere, sosyal medya hizmeti alanlara ve bu konuyla […]