Fatih Ekrem Bahadır
01

İSİM

Fatih Ekrem Bahadır

MESLEK

Yabancı Dil Eğitmeni

EPOSTA

mail@fatihbahadir.com

TELEFON

(+90) 532 603 77 22

01

TuRist Olun, Be TouRist!

Geçen hafta arka arkaya 3 defa Cem Yılmaz’ın son gösterisi CM101MMXI Fundamentals’ı izledim. Gösteri her ne kadar daha çok bel altı espriler içerse de kendi branşım adına güzel bir gösteriydi. Biz Türkler’in yabancı dil denilince girdiğimiz tavrın akıl almaz boyutlarını Cem Yılmaz komedyen bir dille gayet güzel anlattı.

Belki bir nebze yabancı dil öğrenenlere, yabancı dil öğretmenlerine faydalı olur düşüncesiyle gösteri üzerine birkaç noktayı vurgulamak istiyorum. Zira biz yabancı dil öğretmenleri bazen kendimiz de bu yanlışlara düşüyoruz. Her ne kadar bizler İngilizce konuşma üzerine zaman zaman öğrencilerimize öğütlerde bulunsak da bir ünlünün ağzından daha farklı olacağını düşünüyorum.

  • Fazlamız var, eksiğimiz yok.

Yanlış duymadınız, “Yabancı dil konusunda fazlamız var eksiğimiz yok, fazlalıklarımızı atıversek balon gibi yükseleceğiz!” diyor Cem Yılmaz. Hakikaten de öyle. Bu konuda iddia ediyorum, çoğu Türk öğrenci yabancılara İngilizce öğretecek kadar gramer bilgisine sahiptir. Okullarımızda öğrenciler mezun olana kadar “verb to be’den passive voice’a” kadar İngilizce’nin en detay konularını görür. İş hayatına atılana dek girmediğimiz ne yabancı dil sınavı ne YDS, KPDS ne de TOEFL kalır. Her türlü sınava gireriz. Bu sınavlarda hedefleri olan kişiler genelde başarılı olur.

  • Mükemmeliyetçilik Huyumuzdan Vazgeçin!

Bizde “Mükemmel konuşamadıktan sonra konuşmama” hali mevcut ne yazık ki! Anadolu Liseleri’nde ilk sene 24 saat hazırlık okuyup daha sonra dersleri İngilizce görenlerde sık görülen bir hastalık bu. İllaki mükemmel konuşmam gerek diye şartlandırıyoruz kendimizi. Mükemmel bir İngilizce konuşamayınca da kendimizi tamamen bırakıyoruz ve konuşmama üzerine odaklanıyoruz. Gereksiz bir durum, bu huyumuzdan tez zamanda vazgeçmemiz lazım ki konuşabilelim.

  • Kendinizi Ezmeyin.

Pasaport kontrollerinde yaşanan travmaları hatırlamayan yoktur herhalde. Zira o sarı ve kırmızı çizgide beklerden halden hale gireriz. Hiç dil bilmeyenlerimiz orada Cem Yılmaz’ın tabiri ile “hava ile yabancı bir dili oksitler.” Kimileri yanındaki dil bilenlerle paralel akım kurmaya çalışır. Çok bilenler ise yılların birikimi, TOEFL, proficiency ve gramer dersleri ile orada bütün birikimini konuşturmak ister adeta. “What’s your purpose of visit?” sorusunu sorunca gümrük memuru, bizim çok bilenlerin kurdukları cümle şu şekildedir: “Could you mind if I tell you my purpose of visit, rahter than telling my purpose, my main objective of visit, unless you ask, either, neither, more Bahattin thinking this before, on the other hand…”

  • TuRist Olun, Be TouRist.

Shan’t, on the other hand, unless veya daha spesifik diller kullanmanıza gerek yok. Zaten size ülkeye geliş nedeninizi soran gümrük memuru Pakistan asıllı. Shan’t’ı kullanan da Kraliyet Ailesi’nden sadece 3 kişi kaldı. Turist olun, hatta turist kelimesindeki “r” harfini vurgulayarak söyleyin. Eyfel’e çıkıp, 2 krosan yiyecek, bir çift ayakkabı, bir çift de sandalet alacaksınız. Daha ne, zorlamayın kendinizi. Turist olmanın keyfini yaşayın.

  • Kendinizi Zorlamayın.

Turist olarak gittiğiniz bir ülkede kendinizi zorlamayın. Para sizde. Bir mağazaya girip şöyle bir cümle kurarak İngilizce’nin sınırlarını zorlamayın. “I was buy these shoes before, I haven’t got to gusto buy, unless, neither nor, ne yardan ne serden…” “I’d like to have this pancake and the other one.” Gösterin ve isteyin. Kendinizi zorlamanıza gerek yok. Zaten siz 9 tane ponçik alınca adam sizin turist olduğunuzu anlayacak.

  • Nâme Peşinde Koşmayın. Pratiklik Hayat Kurtarır.

Uzun uzun, kurallı İngilizce cümleler kurmanıza gerek yok. Pratik olun. “How much?, Expensive.” şeklinde meramınızı belirtin işinizi görün. Amerika’da midesinde yanmadan dolayı hastaneye kaldırılan Ayhan Sicimoğlu’nun annesi “My stomach is burning. My belly is killing me.” diye kendisini zorlamadan midesine çakmak tutarak derdini doktora anlatır.

  • Proper Konuşmanız Mümkün Değil.

Native olmadığınız için tam düzgün İngilizce konuşmanıza imkân yok. “Amerika’ya gideyim, East Coast’ta East Coast konuşayım, West Coast’ta West Coast konuşayım!” Böyle bir olay yok. Anadilimiz İngilizce olmadığı için bir native gibi İngilizce konuşmamız mümkün değil.

  • Ülkemize Gelen Yabancılar Ne Kadar Türkçe Konuşuyor?

Ülkemize gelen yabancılar havaalanından taksiye binip  “TEM’den gidelim Birader, sahil kapalıdır!” derse ben de en ala İngilizce, Fransızca ve İspanyolca’yı öğreneceğim. Konuşabildikleri cümleler sınırlıdır. “Çultan Amet. Ben var gelmek İstanbul’a iki defa. İstanbul çok arkadaş bir ortam. İnsanlar çok arkadaş davranıyorlar.” Aygaz melodisini “Hey guys!” diye halkı eğlendirmeye çalışan belediye arabası zanneden İngiliz’in hikâyesini anlatıyor.

Hani onların konuşmalarında gramer? Mastar halinde ülkemize geliyorlar. Ama biz “Excuse me!” derken “eskcus me” dedik diye kendi kendimizi bitiriyoruz. Yok “I was” yok “I will” diye takılacağınıza meramınızı anlatacak kadar söyleyin yeter.

  • Yoğun Girmeyin, Sosyal Dili Kullanın!

Lazım olacak en pratik cümleleri öğrenin, hayatınız kurtulsun. Pratiklik hayat kurtarır. Hiçbir şey bilmiyorsanız elinizle gösterin, yemek istediğinizi zaten anlayacaklardır. Sosyal dili, el işaretlerini ve beden dilini kullanın. Salata istediniz, sirke almak istiyorsanız elinizle gösterin, zaten salataya dökülecek şeyler bellidir. “Torbalar kalsın, biz bir gezip gelelim!”, “You paid for it. It’s yours. Take it!” ile ilgili güzel bir anlatım var ki gülmekten öleceksiniz izlerken.

Yoğun bir İngilizce kullanmaya çalıştığınız zaman bizim aynen restorana girip “Menüyü boşver, sen bize hepsinden azar azar ortaya yap!” şeklinde verdiğimiz siparişe benziyor konuşmalarımız. “Everything, little little, right in the middle.” Böyle bir olay yok. Türkilizce konuşmamıza gerek yok. Almak istediğinizi gösterseniz de zaten sizi anlayacaklardır.

  • Gönül Söylemek İstiyor, Dil Çaresiz!

Biz normalde kullandığımız dili aynen İngilizce olarak kullanmak istiyoruz, dilimiz çaresiz kalınca da şoka giriyoruz. Bu kadar zora girmeye gerek yok. “Benim ayağım taraklı., Fiş almazsam bana ne olur?, Yap bişeyler ayağım alışsın., Ben alıcıyım, bana son ne olur?” “What happens to us at last, I’m receiver?

“BBC’den kameralar gelir, kraliyet dil kurumundan nişanını alırsın, kraliçe de nişanını takar ama YouTube’da da 400 milyon hitin benden!”

Velhasıl kendimizi çok güzel İngilizce konuşacağız diye şoka sokmamıza gerek yok. Sadece almak, yapmak istediklerinizi belirtin, basit bir dil kullanın. İllaki gramer olarak düzgün bir cümle kurmanıza gerek yok, pratik olup derdinizi anlatın yeter.

Yurtdışında sizi TEOFL’a tabi tutan yok. Sadece turist olmanın keyfini yaşayın. Türkilizce konuşmayın. Unutmayın, siz bir İngiliz değilsiniz, siz Türksünüz ve oraya turist olarak gidiyorsunuz. Kendinizi heder etmenize gerek yok. Fazlalıklarınızdan kurtulun ve bir balonun ipi kesilince havalandığı gibi beyninizdeki İngilizce gramer korkularından kurtulun.

Kaynaklar:

  1. DR l Cem Yılmaz CM101MMXI Fundamentals
  2. Ekşi Sözlük l CM101MMXI FUNDAMENTALS
  3. IMDb l CM101MMXI Fundamentals
  4. Tanol Türkoğlu l İnternet mi Hızlı Cem Yılmaz mı?
  5. YouTube l CM101MMXI FUNDAMENTALS Teaser Fragman